|
Daha çok kırsal bölgelerde
görülüyor. Keneler aracılığıyla insanlara geçiyor. Aniden geliyor ve
ölümle neticelenebiliyor. Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA)
hastalığından bahsediyoruz. Türkiye’de ilk kez 2002’de görülen
hastalık, içinde bulunduğumuz yaz aylarında ‘alarm’ veriyor. Son
olarak Kastamonu’da bir vatandaşın bu hastalık sebebiyle ölmesi,
Sağlık ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarını harekete geçirdi. İlk
kez 1944-1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım steplerinde ürün
toplamaya yardımcı olan Rus askerlerine musallat olmuş. 1956’da ise
Kongo’da görülmüş. Bu yüzden Kırım Kongo kanamalı ateşi adıyla dünya
tıp literatürüne_geçmiş.
İki_haftada_öldürüyor
KKKA, hayvanlara ve insanlara kenelerin ısırmasıyla geçiyor.
Hayvanlarda belirtisiz seyrederken, insanlarda öldürücü olabiliyor.
Daha çok, kırsal kesimlerde yaşayan insanlar risk gruplarını
oluşturuyor. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları,
kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlıyor.
Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam ediyor.
Bunlara daha sonra vücudun muhtelif yerlerinde görülen kanamalar
eşlik ediyor. Bunun sebebini Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık
Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ve Enfeksiyon Hastalıkları Klinik
Mikrobiyoloji Uzmanı Yardımcı Doç. Dr. Turan Buzgan şöyle açıklıyor:
“Vücudumuzda trombosit adı verilen kanama hücreleri var. Bunlar
kanamayı önleyici görev yapıyor. Ancak kenelerin ısırmasıyla vücuda
giren virüs yüzünden trombositlerin sayısı giderek azalıyor ve
damarlarda hasar meydana geliyor. Bu da kanamaya sebep oluyor. Diş
eti, burun, kulak kanaması gibi dış kanama ya da vücudun birçok
yerinde morarmalar oluşarak iç kanama şeklinde de görülebilir.”
Uzmanlar, hastalığın belirtilerinin, kene tarafından ısırılan kişiye
virüsün geçmesini müteakip genellikle 1-3 günde ortaya çıktığı
görüşünde. Bu süre, en fazla 9 gün olabiliyor. Hastalığa
yakalananların hemen hastaneye yatması hayati öneme sahip. İki
haftada kaybedilmeyen hastalar, KKKA’ya karşı ömür boyu bağışıklık
kazanıyor.
Türkiye’de yayılıyor
Geçmişe dönük bir bulgudan bahsedilememekle birlikte KKKA,
Türkiye’de ilk olarak üç yıl önce görüldü. Tokat’taki bir vakanın
ardından Gümüşhane, Sivas gibi illerden de benzer bildirimlerin
gelmesi Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirmiş. Hastalığın tıp
fakültesi eğitim kitaplarında yer almaması ve ülkemizde ilk defa
görülmesi ‘teşhisi’ zorlaştırmış. Kan numunelerinin Fransa’ya
gönderilmesiyle, kenelerden geçen bir virüsün hastalığa sebep olduğu
ancak anlaşılabilmiş. Ardından, bir komisyon hastalığın görüldüğü
illeri taramış. Neticede, virüsün ‘hyalomma’ türü bir kene
tarafından bulaştırıldığı ve virüsün ülkemizde de çok yaygın olduğu
tespit edilmiş. Bunun üzerine 2004’te Refik Saydam Hıfzısıhha
Enstitüsü devreye sokulmuş.
Türkiye’de bugüne kadar 445 KKKA vakası tespit edilirken,
Kastamonu’daki son olayla birlikte toplam 21 kişi hayatını kaybetti.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2002-2003’te 150 vaka 6 ölüm,
2004’te 249 vaka 13 ölüm, 2005’te (24.06.2005’e kadar) 55 vaka 1
ölüm gerçekleşti. Tokat, Sivas ve Çorum başta olmak üzere 22 il,
hastalık yönünden riskli yerler olarak tespit edildi.
Tedavisi_mümkün_değil
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünivar, KKKA’nın kontrolü için
bugün dünyada kabul görmüş bir uygulamanın mevcut olmadığını,
hastalığın tedavisinin de bulunmadığını söylüyor. Korunmada kişisel
tedbirlerin büyük önem taşıdığını hatırlatarak, “Hastaların uygun
şartlara sahip hastane takiplerinin yapılması ve destek tedavisinin
sağlanması için gerekli imkanlar sağlanmıştır.” diyor.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı
Hastalıklar ve Salgın Kontrolü Daire Başkan Vekili Veteriner Hekim
Ramazan Uzun, hastalığı önlemek için Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
tarafından bir ilaç gönderildiği bilgisini veriyor. İlacın ölümleri
engelleyemediğini belirterek, “Etkili olduğu söylenen ilacın böyle
olmadığı WHO’ya bildirildi. Hastalık ülkemiz açısından bir vaka.
Bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Doğadaki keneyi yok etmemiz
mümkün değil. Çünkü, kırsalda yaşayan ve orman bitki örtüsünün içine
yerleşebilen bir hayvan. Bir kene 5-7 bin arası yumurta üretiyor,
virüsü yumurtalarına geçirebiliyor. Bu nedenle kene nüfusunu en aza
indirmemiz gerekiyor.” diyor.
Konunun diğer tarafı ise Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı. Bakanlık,
hastalığa karşı gerekli önlemlerin alınması amacıyla 81 ilin
valiliğine bir genelge gönderdi. Hastalığın yayılmasında rol oynayan
kenelerle mücadele konusunda çalışmalar yapıldığını belirten
bakanlık yetkilileri, risk taşıyan 22 ilde Sağlık Bakanlığı ile
işbirliği yapıldığını söylüyor.
KENEYİ ELLE ÖLDÜRMEYİN
Sağlık Bakanlığı, KKKA hastalığına karşı alınması gereken tedbirleri
broşürlerle halka anlatıyor:
Hayvanlardaki kenelerle mücadele edilmeli, hayvanlar kenelere karşı
ilaçlanmalı.
Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik
veya başka bir amaçlı gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine
alınmalı ve vücut kene yönünden kontrol edilmeli. Bu tür yerlere
gidildiğinde mümkünse çizme giyilmeli.
Keneler vücuttan uzaklaştırılırken koparılmamalı,
bir
cımbızla sağa sola oynatılarak_çıkarılmalıdır.
Keneler kesinlikle elle
öldürülmemeli, patlatılmamalıdır.
Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol,
gaz yağı vb.) dökülmemelidir. Çünkü bu kimyasal maddeler
kenelerin kusmasına sebep olduğundan kusmuktaki virüsler, kenenin
kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler.
|