9 dilde İstanbul
İstanbul'un pek çok dilde çok farklı
isimleri bulunuyor.
Grekçe:
Vizantion
Latince:
Bizantium,
Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Rumca:
Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis,
Kalipolis
Slavca:
Çargrad,
Konstantingrad
Vikingce:
Miklagord
Ermenice:
Vizant,
Stimbol, Esdambol, Eskomboli
Arapça:
Bizantiya,
el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında:
Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye,
Stambul
Osmanlıca'da:
Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat,
İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye,
Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü'l Aliye,
Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i
Saadet.
*****************
Semt isimleri
Aksaray:
Fatih'in
sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi'ndeki
Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan
bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin
bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte
adlarını verirler.
Ahırkapı:
Marmara
Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır
kapısından birisi olan bu semte, Padişah
atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer
aldığı için Ahırkapı ismi verildi.
Aşiyan: kuş yuvası
Aşiyan:
Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret'in burada
bulunan, Farsça'da kuş yuvası anlamına gelen
'Aşiyan' isimli evinden alıyor.
Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir
dönem burada yer almasından dolayı bu adla
anılıyor.
Bebek:
Semtin
isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet
bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan
Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği
bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise
padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan
görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan
sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.
Beşiktaş:
İlk
görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın
gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan
aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada
yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik
taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.
Beyazıt:
Sultan II.
Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak bir
külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt
olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu:
Semtin
isminin nerden geldiği konusunda çeşitli
rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre,
İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan
Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine
göreyse, 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik
Prensinin burada oturmasından geliyor semtin
adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik
elçisine, yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap
edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.
Bakırköy:
Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14.
yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy'
adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki
yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında
Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.
Bostancı:
Semt,
adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin
yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından
alıyor.
Depremde çatlayan kapı
Çatladıkapı: Bizans zamanında yapılan
surların Sidera adı bir verilen kapısı, 1532
tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem
semt hem de kapı Çatladıkapı olarak anılmaya
başladı.
Çemberlitaş:
Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus
Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan
birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.
Çengelköy:
Eskiden
gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin
buradan geldiği tahmin ediliyor.
Çıksalın: Güzel manzaralı, geniş
bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında
"çık, salın" denilmeye başlandı.
Eminönü: Osmanlı döneminde
çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi 'Emin'lere
aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük
Eminliği'nden alıyor.
Feriköy:
Semt adını
Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde
yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan
geniş topraklar padişah tarafından Madam
Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce
semt onun ismiyle anılmaya başlandı.
Galata:
Gala, Rumca
da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete göre
Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme
yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise
İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen
'galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi.
Horhor:
Fatih'te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden
alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge
civarında yürürken yerin altından su sesleri
duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çeşme yapın
baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve
buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de
Horhor ismiyle anılmaya başlar.
Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını
burada kurulan karargâhta geçirmiş. Semtin ismi
de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.
Kadıköy:
Futbolun mabedi olan
ilçe
Zamanın musiki üstadı Sine Kemani Nuri Bey’in
anlatışına bakılırsa, futbola meraklı ilk Türk
gençleri bir kulüp kurmağa, daha bir derli toplu
birleşmeye karar vermişler. Çok geçmeden
arzularını yerine getirmiş, elbiseyi de
seçmişler; gömleğin göksü, yakası, kol kapakları
beyaz, öbür tarafları kırmızı, pantolon keza
beyaz. Kuşdili Papazın çayırlarında kendi
aralarında maçlara girişmişler. Moda’daki
İngilizlerden, Rumlardan mürekkep (oluşan)
takımın derecesine erişmek, onları yenmek baş
emelleri(en büyük arzuları). Eski cimnastikçi ve
idmancılardan Sine Kemani Bay Nuri’nin
rivayetine göre, ilk oynayanları sayalım:
Kendisi(Nuri Bey), Emced Bey, Mehmet Ali ve
kardeşi Neşet Beyler, Reşat Danyal Bey, Hafız
Mustafa, Topçu zabiti Cevdet Bey, Eşref Bey,
Hüsnü Paşa zade Bahriyeli Fuat Bey, Mekteb-i
Sultani’li Daniş, Tahsin (Şair Tahsin Nahit)
Bey, Sarı Şevki.
Şişli:
Şiş
yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir
ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin
Konağı'nın zamanla değişikliğe uğrayarak
'Şişlilerin Konağı' hâline gelmesiyle semtin
adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.
Şaşkınbakkal:
Henüz
yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri
denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir
bakkal dükkanı açıldığını görenler, burada iş
yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın
bakkal" yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da
semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.
Sütlüce:
Bugün
Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli
bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır
bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu
suyun, kadınların sütünü çoğalttığına
inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak
anılır oldu.
Tahtakale:
Sözlük
anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin
bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan
ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri
yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi
aldığı tahmin ediliyor.
Taksim: Osmanlı zamanında sucuların;
suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak
anılmaya başlandı.
Teşvikiye: Sultan Abdülmecit'in
bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu
semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu,
Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı
Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş
belgeleliyor.
Unkapanı:
Bazı
satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını
taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları
Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa
yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.
Üsküdar:
Bizans
devrinde, Skutari denilen asker kışlaları,
şehrin bu yakasında yer aldığı için semt
Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla
Üsküdar'a dönüştü.
Veliefendi:
Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli
Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerinde
kurulduğundan semtin adı Veli Efendi'yle
anılıyor.
|